February 21st, 2013

İnsan denen şey bi dükkan kadar basit olmalıydı. Dükkanı kapatıp gidicem diyebilseydik işte. Ne bileyim, öğlen 12 gibi gelirim diye tabelalarımız olsaydı falan. Demek istediğim ben neden kendimi ¨off¨ konumuna alamıyorum abi? Belki aşırı yüklü sistem, bi aç kapa yapmak iyi gelir gibimize de geliyosa neden yapamıyoruz? Yapalım nolur. Filmlerde miyiz değil miyiz bilsem, vururum kendimi. Ama işte sonraki filme canlanmazsam biraz tatsızlık olur diye düşünüyorum. Sevgili ebeveynlerim, gizlice okursanız bunları, korkmayın. Latife ediyorum. Yorgunum biraz, hava serin, kedinin de yaş maması bitti.

Gramatik vs. The Beatles - Don’t Let Me Down 2012

February 3rd, 2013
Burda yazan ben kimim hiç bilmiyorum. Dün okuduklarımı hiç tanıyamadım lan.
January 30th, 2013

Hayattaki en büyük trajedi her şeyin bitmesi değildir bence. Bizim bunu bilmemizdir. Beklememizdir bi de. En Yeşilçam üzüntüler ve en Londra yağmurlar gelsin diye akreple yelkovana baka baka beklememizden daha acı ne var? Bilmiyorum. İlk doğan çocuğu aslında ilk çocuğu olmayan anne de bu kadar acı çekiyordur. Her ağrı kesici her ağrıyı kesmezmiş. Demek ki acılarımızı yarıştırabiliriz. Serbest, özleme, sevme, ayrılma, ölme dallarında yarışalım. İsterdim ki kelebek de olsun ama bir gün yaşayan canlı neyin kederini yaşar bilemedim. Biz insanlar ne düşünceliyiz. Bilgisayarların hafızasını silinebilir yapmışız. Sadist bi orospu çocuğusun tanrım. Bazen rüyalarımızı bile silemiyoruz. Hiçbir şeyi hatırlamayan dedemi hiç öyle mutlu görmedim ben. Nerdeyse kaşlarını çatmasından kendine yer edinen çizgiler bile tahta bavullarını toplayıp, başlarına fötr şapkalarını takıp çekip gideceklerdi. Uyurken nerdeyse ölüyoruz diye 17 saat uyudum. Neticede hayat da bitmesini beklediklerimizden. Kolumdaki saatin de sadece akrep ve yelkovanı var. Bakıp duruyorum.

Christina Aguilera - You Lost Me

September 16th, 2012

Senin yapmadığını kedi yapıyor be adam. Küçük patileriyle sarılmaya çalışıyor. Aklı sıra senin yokluğunu hissettirmeyecek ya bana. Onun bile aklı eriyo işte. Baktı ki ben akılsızım, bekleyeceğim, çocuk gibi kandırmaya çalışıyor. İyi düşündün kedi efendi ama ben adam olamiycam herhalde.

Sevmenin, ama yani çok sevmenin, karşılıklı olduğu nerde görülmüş? Kandırmayalım birbirimizi. Gözümüzü kırpmadan yalanlar söylediğimiz doğru. Çaktırmayalım. Babamızdan sigara içtiğimizi saklarmış gibi yapalım. Babamız bildiğini bildiğimizi bilir işte.

August 13th, 2012

Kötü bi çocuktu. Ölmüş dün. 

Kötü bi çocuktu, hiç sevmezdim. Çok gülmüş dün, ölmüş.

Benim arkadaşım kötü bi çocuk değildi mesela. Öldü. Ben o öldüğü zaman üzüldüğümde hiçbir harfi atlamadım. O kadar küçüktü ki, onun ölmesini beklemek çok ayıp olurdu zaten. Hiçbir zaman üç noktalı cümleler kurmadım arkadaşımın arkasından. Hep nokta koydum. Her şeyin net bir şekilde başlaması, büyük harfle mesela; net bir şekilde de bitmesi gerekiyor. Noktalı virgülü hiç tanıyamadım bunca yıldır. Kaç yaşında hayatıma girdiğini de bilemiyorum. Noktalı virgülün yani. Arkadaşım 2003 yılında gelmişti yanıma. Unutmam bi onu bi de o gün giydiğim kotun üstündeki tavuk ayağı kılıklı tek deseni. Cümlelerim hep devrikti. Bunun arkadaşımla hiçbir alakası yok.

Kötü çocuk ölünce birileri çok üzülmüş. Ben de üzüldüm. Ben üzülemediğim için üzüldüm gerçi ama, işte üzüldüm. 

Benim arkadaşımın önce, kötü çocuğun sonra ölmesinin hiçbir anlamı yok. Çünkü kötü çocuktan sonra iyi biri daha ölecek. Aslında çoktan aynı rutin onlarca kez yaşanmıştır bile. Sanırım bu evrenin bize zaman çok çabuk geçiyor ve hepiniz aynı boksunuz deme yöntemi. 

Ben yine de evrenin bize bi şeyler diyeceğine inanmıyorum. Çünkü biz o kadar aptalız ki, ne kadar anlatsa da anlamayız.

Kötü olmuş kötü çocuk. Keşke böyle olmasaymış. Ama daha kötüsü ne biliyo musun? Biri demiş ki: ¨Kşk dün ynna glsydm Blki o zmn yaşıo olrdnn…. sni çkk özlicm…. çk öZlnceksnn!…¨

O sesli harfleri koymaya üşenen hanım kızımız seni ne kadar hızlı unutacak bi anlatabilsem sana keşke. Son bi iyiliğim dokunsun. Herkes birileri için iyi bi çocuktur herhalde. Bilmiyorum bana öyle dediler. 

Yine de merak etme, ben bi sürü harf gördüm orda. Gerçek insanlar da var.

August 5th, 2012

Bağrına taş basmak nasıl oluyo ki? Nası bi taş o? Ne kadar büyük? O boktan filmde Fatma Girik’in çocuğu diye gerçekten bağrına bastığı, 2 boyutlu bi kardan adam gibi gözüken, koyu renkli granit taş gibi mi? O tarlanın ortasında mükemmel kesilmiş pırıl granitin ne işi var onu da hiç anlamam. 

Taş basamam. Ellerim lazım olur bana. Direk kalbimi çıkarıp atsam? Kalp yerine şöyle metalli bi alet taksalar üzülmemi de engelleyebilirler mi acaba? Çünkü üzülmek sıkıcı. 

Benzetecek yerlerim ağrıyor. Biri var arkamda, göğüs kafesimi iki yandan çekiştirip açmaya çalışıyo. Ondan sanırım.

Sandöviş yemekten de nefret ediyorum. Ekmek kırıntıları hep üstümde ya.

Sandviç. Sandiviç. Ekmek arası amına koduğum işte.

PİÇ

Bu saatten sonra tek bir küfür kullanma hakkım olsa mesela, PİÇ’i seçerim. Etrafta çok fazla piç var çünkü. PİÇ. P harfini söylerken tükürebilirsin de hem. 

Bazen işte insan çok sinirleniyo. Çok fazla sinirleniyo. Duvarları yıkmak istiyo mesela. Ya da ne biliyim, kapıları indirmek. Hiç olmazsa arabasını çizebilirsin her kim delirttiyse seni. Eğer alnının ortasından kazıkla duvara çakamıyosan -ki muhtemelen tokat bile atamıyosundur, en azından çelme takıp düşürmeyi denesen? Bazen o kadar sinirlenirsin ki işte sadece bakarak yangınlar çıkarabilirsin. Bütün sınav boyunca her 3 saniyede bir arkanda burnunu çeken sümüklü piçin kafasında sandalyeyi kırmayı istemek gibi. 

Bi de bazen çok sinirleniyo insan, sadece susup, derin bi nefes alıp, “FIP” diye yok olmak istiyo.

FIP.

August 4th, 2012

Artik pek yazmiyor musun ne?
Asketh - Anonymous

Evet açıyorum tumblr’ı ama yazamıyorum bi türlü. Neyse yakında gelirler.