Kötü bi çocuktu. Ölmüş dün.
Kötü bi çocuktu, hiç sevmezdim. Çok gülmüş dün, ölmüş.
Benim arkadaşım kötü bi çocuk değildi mesela. Öldü. Ben o öldüğü zaman üzüldüğümde hiçbir harfi atlamadım. O kadar küçüktü ki, onun ölmesini beklemek çok ayıp olurdu zaten. Hiçbir zaman üç noktalı cümleler kurmadım arkadaşımın arkasından. Hep nokta koydum. Her şeyin net bir şekilde başlaması, büyük harfle mesela; net bir şekilde de bitmesi gerekiyor. Noktalı virgülü hiç tanıyamadım bunca yıldır. Kaç yaşında hayatıma girdiğini de bilemiyorum. Noktalı virgülün yani. Arkadaşım 2003 yılında gelmişti yanıma. Unutmam bi onu bi de o gün giydiğim kotun üstündeki tavuk ayağı kılıklı tek deseni. Cümlelerim hep devrikti. Bunun arkadaşımla hiçbir alakası yok.
Kötü çocuk ölünce birileri çok üzülmüş. Ben de üzüldüm. Ben üzülemediğim için üzüldüm gerçi ama, işte üzüldüm.
Benim arkadaşımın önce, kötü çocuğun sonra ölmesinin hiçbir anlamı yok. Çünkü kötü çocuktan sonra iyi biri daha ölecek. Aslında çoktan aynı rutin onlarca kez yaşanmıştır bile. Sanırım bu evrenin bize zaman çok çabuk geçiyor ve hepiniz aynı boksunuz deme yöntemi.
Ben yine de evrenin bize bi şeyler diyeceğine inanmıyorum. Çünkü biz o kadar aptalız ki, ne kadar anlatsa da anlamayız.
Kötü olmuş kötü çocuk. Keşke böyle olmasaymış. Ama daha kötüsü ne biliyo musun? Biri demiş ki: ¨Kşk dün ynna glsydm Blki o zmn yaşıo olrdnn…. sni çkk özlicm…. çk öZlnceksnn!…¨
O sesli harfleri koymaya üşenen hanım kızımız seni ne kadar hızlı unutacak bi anlatabilsem sana keşke. Son bi iyiliğim dokunsun. Herkes birileri için iyi bi çocuktur herhalde. Bilmiyorum bana öyle dediler.
Yine de merak etme, ben bi sürü harf gördüm orda. Gerçek insanlar da var.