Doğrusu süpriz mi yoksa sürpriz mi bir türlü öğrenemedim. ¨Sürpriz¨doğru olmasın istiyorum. O ilk ¨r¨ harfi gayri samimi. Gerçi zaten süpriz de can sıkıcı bi şey.
Süpriz yapmak için süpriz yapacağını inceden çaktırmazsan, o süpriz tersine dönüp at çiftesi gibi midene oturuverir. Sırf o eve geldiğinde ağzını yanlara doğru 2 milim uzatsın diye yaptığın yemekler vardır mesela. Kurur tencerenin içinde. Lapa olmasın diye karşısında taklalar attığın pilav bırak lapa olmayı, zavallının ruhu çekilir. Pirinçler tek tek ayaklanıp gidecek kadar emekli asker görünümü alır. Sonra o kuru pilavı bi kap yoğurtla oturur yersin. Tek başına. Şanslıysan bi kedi vardır.
En sevdiği pastadan aldın mı hiç? Meyveleri broşürde olduğu kadar canlı ve kokulu. Sonra işte bozulmasın diye dolaba atarsın. O meyveler orda donar, büzüşür, solar. Sırf süprizden haberi olmadığı için, başka bi nedeni yok. Sonra o buz gibi buruşuk pastayı, televizyon karşısında çatalını tabağa sürte sürte yersin. Tek başına. Herkesin kedisi yoktur belki.
Ne pasta ne de pilav, ikisi de notlar kadar can yakmaz. İlkokul öğretmenini sevinçten ağlatacak kadar güzel bi el yazısıyla hazırladığın o notlar eve geldiğinde seni bekliyor olur mesela. Çünkü senden önce gelmesi gereken her kimse, çok başka yerlerdedir. Kapıcıyı kaçırıp, ¨1 ekmek¨ yazıp kapıya tekrar tekrar yapıştırdığın için yamuk yumuk olan post-it kadar anlamlıdır o sevgi sözcükleriyle dolup taşan post-it. Kapıya ve evin muhtelif yerlerine bi boka yarayacağını sanıp yapıştırdığın post-it’leri geri toplamak var bi de. Hani böyle yemek masası sohbetinde tam birine verecek güzel bir cevabın vardır da tam ağzında lokma varken konuşmaya çalıştığın için boğazına kaçar ya… Post-it’ler boğazına kaçar öyle. Sonra hepsini toplayıp, o geldiğinde kendini kötü hissetsin diye topluca göz önünde bir yere koyarsın. Her seferinde unutulur işte onun gözünün önüyle seninki bir mi? Tek başına oturduğun koltuğun önündeki sehpaya koyarsın notları. Şanslıysan kedi gelip köşelerini ısırır.
Yani kısaca süpriz yapmak boğazına bi şey kaçması gibidir. Ama herhangi bir şey değil. Kendi tükürüğünün boğazına kaçması. Çünkü surat asmak istesen de ¨ben nerden bilebilirdim¨ diyip kıran kırana bir güreş maçından pehlivana dönüşerek kaçabilir. O yağlı vücuduyla koşarken fark edersin ki, süprizinin boşa gitmesi o kadar da önemli değil. Sadece o eve gelmedi. O başka bi yerde ve sen evde yalnızsın. Şanslıysan kedi de camda oturur.
Yani kedinin de kumunu temizlemek lazım neticede.
Pilli Bebek - Eylül Akşamı